Her gece yastığa başını koyduğunda "Yarın her şey bambaşka olacak" diyorsun, değil mi? Yarın o spora başlanacak, o yarım kalan proje bitecek, o kitap okunacak... Ama güneş doğduğunda, o meşhur "yarın" bir türlü gelmiyor. Onun yerine yine aynı bahaneler, yine aynı vicdan azabı ve yine o bitmek bilmeyen "sonra yaparım" fısıltısı geliyor.
Dürüst olalım: Ertelemek sadece vakit kaybetmek değildir; ertelemek, hayatını taksit taksit çöpe atmaktır.
Bu kitap sana mucizevi bir sabah rutini ya da karmaşık zaman yönetimi tabloları vaat etmiyor. Sana, beyninin içindeki o tembel maymunu nasıl eğiteceğini, mükemmeliyetçilik tuzağından nasıl çıkacağını ve iradene güvenmek yerine seni otomatik olarak harekete geçirecek sistemleri nasıl kuracağını anlatıyor. 20 adımda, ataletin o ağır yükünü üzerinden atıp gerçek potansiyeline dokunman için yazıldı.
Kendine verdiğin sözleri tutmaya başladığında hayatının nasıl değişeceğini hayal et. O huzur, hiçbir sosyal medya bildiriminde ya da boş geçen saatte yok.
Yarın, erteleyenlerin sığınağıdır. Senin sığınağın ise şimdi.
Ertelemeyi ertele ve tam şu an başla.