SOLUKSUZ
En Karanlık Şafak
Yazar: Çiğdem Ünlü (Kızılkanatlar)
************
Sonra günlerin geçmesini bekledim
Sırların sır olmaktan çıktığı ve yüreği en derin yerlerinden sızlattığı yakıcı bir ateşe dönüşmesini
Ancak bazı sırlar ölümcül oluyor
ALPEREN
Bazı şeylerin en hayırlısı İnkardı belki.
lakin İnkar aşktan gelirdi.
zira bazı aşklar lanetliydi.
LEYLA
******
Kızıl bir alevin ansızın parladığı ve dahi ne olduğunu bilmediği dünyanın tam ortasında, küçük ayakları ormandan içeriye hızla adımladı. Ona yalnızca koşması gerektiği söylenmişti. Koşmalıydı.
Bir adım sonra durdu. Nefesi dudaklarından dışarıya tıpkı bir duman gibi çıkıyordu. Başını kaldırdı ve gökyüzünün karanlık griliğine baktı.
Küçük beyaz bir şey yukarıdan aşağı dökülmeye başlamıştı. Minicik elini uzatıp o dökülen şeyi tuttu.
Soğuk.
Neden bu kadar güzel ama bu kadar soğuktu? Ela gözlerini kocaman açarak yaprakların üzerine konmasını izledi. Güzel bir anıyı hatırladı ve tanıdık bir ses kendini tekrar etti.
"Dünyada görmek isteyeceğin güzel şeyler olacak Leyla."
Bir iki adım sonra tekrar durdu. Uzun saçları rüzgarda uçuşurken gözleri hüzünlüydü. Beyhude bir çabanın sonunda aynı kışın solan yapraklar gibi ürkek, hiçliğin ortasında tek başına kalmış gibi garip bir yalnızlık kapladı etrafını. O sessizliğin içinde tuhaf bir tıkırtıya başını kaldırdı. Dudaklarını ve küçük burnunu atkısının içine saklarken gördü onu. Uzun ceketli yabancıyı. O tanıdık sözleri tekrar yankılandı kulaklarında: "Ama görmemen gereken şeylerde olacak."
"Merhaba minik kız." Dedi yabancı. "Yolunu mu kaybettin?" Diye sordu ve usulca yaklaşırken bir adım geri attı kızıl saçlı kız. O vakit, aklında dönüp duran o tanıdık sesi hatırladı. O sözler, abisinin tekrar eden fısıltılarıydı. "Onları gördüğünde kaçmalısın."
Bekledi küçük kız. Bir iki adım gerileyerek koşmaya başladı. İstemiyordu. Hiç bir söz, hiç bir yakarış yada hiç bir vaat... "